Hakkımızda | Üyelerimiz | İlişkilerimiz | MESS Üyeliği | İletişim |
Ana Sayfa | Site Haritası | English
SOSYAL GÜVENLİK KURUMU AÇIĞI REKORA KOŞUYOR

Sosyal Güvenlik Kurumu’nun bütçe açığı 2009 yılında da çığ gibi büyüyor. Yılın ilk 9 ayında toplam açık miktarı 22,7 milyar TL’ye ulaştı. Kurum bütçesindeki dengesizlik yılın son çeyreğinde de devam ederse 2009 genelinde toplam açık 30 milyar TL seviyesinin üstüne çıkarak rekor kıracak. Türkiye’nin sosyal güvenlik sistemindeki bozukluk uzun yıllardan bu yana devam ederken, istatistiklere göre son yıllarda aktif-pasif sigortalı sayıları ve bütçe açığı açısından durum daha karamsar bir hal aldı.

2000 yılından sonraki toplam açık 150 milyar TL
 
SGK açığı 2000 yılında 2,4 milyar TL seviyesindeyken, sekiz yıl içerisinde 10 kattan fazla büyüyerek 2008 yılında 25,9 milyar liraya çıktı. Ocak 2000 ve Eylül 2009 arasındaki dönemde SGK’nın toplam açığı 150 milyar TL’yi aştı.
 
Kurum bütçesinde oluşan bu açıklar yıllardır devlet bütçesinden aktarılan fonlar ile kapatılıyor. 2009 yılının ilk üç çeyreğinde devlet bütçesinden SGK’ya aktarılan tutar geçen yıla göre yüzde 57,1 artarak 41,3 milyar TL’ye ulaştı. Yıl sonuna kadar bütçe transferinin 53,7 milyar TL’ye ulaşması bekleniyor.
Maliye Bakanlığı bu artışta, ekonomik gelişmelere bağlı olarak Sosyal Güvenlik Kurumu’nun prim gelirleri tahsilatındaki yavaşlamanın etkili olduğunu açıkladı. Bu dönemde merkezi yönetim bütçesinin 40,8 milyar TL ile SGK’ya aktarılan fonlardan daha az açık verdiği düşünülürse SGK’nın devlet bütçesine ne kadar yük getirdiği görülebilir.
 
İşsizlik Fonu’ndan bütçeye iki ayda 2,8 milyar TL
 
Sosyal güvenlik sistemindeki dengesizlik sebebiyle artan merkezi yönetim bütçe açığını kapatmak için işsizlik fonundan yararlanılması da bütçeyi denkleştirmeye yetmedi. İşsizlik Fonu’ndan Eylül ayında 1 milyar Ekim’de de 1 milyar 881 milyon TL devlet bütçesine aktarılmasına rağmen, bütçe Eylül’de 9,4 milyar Ekim’de ise 2,4 milyar TL açık verdi.
 
2000 yılının başından itibaren SGK’ya yapılan bütçe transferinin toplamına bakıldığında ise durumun ciddiyeti daha net olarak anlaşılabilir. Bütçe transferinin GSYH’ye oranı 2000 yılında yüzde 2,13 iken, Eylül 2009’da yüzde 4,37’ye çıktı. SGK istatistiklerinden, bu dönemde toplam 208,7 milyar TL bütçe transferi yapıldığı görülüyor.
 
Hazine Müsteşarlığı tarafından yayımlanan yatırım teşvik istatistikleri kullanılarak bir kişiye istihdam yaratmak için ne kadar yatırım yapılması gerektiği hesaplanabilir. Bu tutar Eylül 2009 itibariyle 266 bin 588 TL seviyesindedir. 2000 yılından bu yana SGK’ya aktarılan fonlar yatırımlara yönlendirilseydi 750 bin kişiye istihdam alanı yaratılabilirdi. Sadece 2009 yılında aktarılacak fonlarla bile bir yıl içerisinde 200 bin kişiye iş imkanı sağlanabilirdi.
 
15 milyon çalışan 8 milyon emekliye bakıyor
 
Diğer yandan aktif ve pasif sigortalı sayıları da yıllar itibariyle olumsuz bir seyir izliyor. 2002 yılında aktif sigortalı (çalışan) sayısı 12 milyon 257 bin kişi ve pasif sigortalı (emekli aylığı alan) sayısı da 6 milyon 551 bin seviyesindeyken, Eylül 2009 itibariyle SGK’ya kayıtlı aktif sigortalı sayısı 14 milyon 980 bine, pasif sigortalı sayısı 8 milyon 397 bin kişiye yükseldi. 2002 yılında 1 emekli için 2,08 kişi çalışırken 2009’da bu oran 1,78’e kadar geriledi. Son bir yılda ise aktif sigortalı sayısı 15,2 milyon kişiden 14,9 milyon kişiye geriledi.
 
Bu orandaki gerileme dolayısıyla Kurum’un gelirlerinin giderlerini karşılama oranı da hızla bozuldu. 2000 yılında gelirlerin giderleri karşılama oranı yüzde 78 seviyesindeyken son verilere göre yüzde 66’ya kadar geriledi.
 
Kısır Döngü: Yüksek Prim Oranı-Kayıt Dışı Ekonomi
 
Sosyal güvenlik sistemini olumsuz etkileyen diğer bir kara delik ise kayıt dışı ekonomi. Uluslararası Yönetim Geliştirme Enstitüsü (IMD) tarafından yapılan araştırmalarda Türkiye, SGK primi işçi ve işveren payının yüksekliği bakımından 57 ülke arasında sırasıyla 13. ve 20. sırada yer almasına karşın, toplanan primlerin GSYH’ye oranı bakımından 39. sırada bulunuyor. Prim oranları yüksek olmasına rağmen beklenen seviyede prim gelirleri elde edilemiyor. Diğer açıdan prim oranlarının yüksek olması kayıt dışılığı körüklüyor, artan kayıt dışı ekonomi prim gelirlerini azaltıyor, prim gelirleri artmayınca prim oranları düşürülmüyor. Bu kısır döngü kırılmadan sosyal güvenlik sisteminin sağlıklı bir şekilde işlemesinin mümkün olup olmadığı, cevaplanması gereken soruların başında geliyor.
 
Aktif/pasif sigortalı oranının azalması, bütçe açığının sürekli artması, yüksek prim oranları ve kayıt dışı ekonomi sosyal güvenlik sistemini ve devlet bütçesini zorluyor, kalkınmayı yavaşlatıyor. Tüm bu sorunlarla birlikte sistem daha ne kadar sürdürülebilir? Sistemin düzeltilmesi için neler yapılması gerekiyor?
 
 
 
Kaynak: Soysal Güvenlik Kurumu
 
MESS Endüstri Yönetimi ve Araştırma Uzmanı Yenal Boztepe'nin bu makalesi MESS İşveren gazetesinin Aralık 2009 sayısında yayımlanmıştır.
 

© MESS, 2008 Tüm haklar saklıdır. Kaynak gösterilerek alıntı yapılabilir.